Nerede o eski komşuluklar… « Kululuyuz Biz
SON DAKİKA

HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER

KÖŞE YAZISI, KULU, SİYASET

Nerede o eski komşuluklar…

Bu haber 13 Ocak 2019 - 16:04 'de eklendi

Komşuluk ilişkilerinin iyi yürütülmesi, toplum hayatı açısından çok önemlidir.

Bir ayette Allah Tealâ şöyle buyurur:

“Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, elinize bakanlara iyi davranın.” (Nisa 36)

Peygamber Efendimizin de bu konuda bizleri uyarıcı bir çok hadisi vardır. Buyuruyor ki:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan, misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe inanan, komşusuna iyilikte bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”

“Cebrail bana komşuya iyilik yapmayı o kadar ısrarla tavsiye etti ki, birbirine mirasçı yapacak sandım.”

“Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşlarına en hayırlı olandır. Komşuların en hayırlısı da komşusuna hayırlı olandır.”

Hz. Muhammed (sav) komşularını ziyaret eder, sevinçli ve üzüntülü zamanlarda yanlarında olurdu. Onların dertleriyle ilgilenmeyi, sahip olduklarını onlarla paylaşmayı görev bilirdi. O şöyle derdi: “Komşusu açken kendi tok yatan kimse bizden değildir.”

Günümüzün komşulukları ile geçmişi karşılaştırmak yanlış olur. Komşuluk kavramının giderek yok olduğu toplumumuzda insanlar aynı mahallede bırakın mahalleyi aynı apartmanda yabancı gibi yaşamakta.

Eskiden “Ev alma komşu al”, “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “Komşuda pişer bize de düşer” denirdi.

Sıcacık insanî ilişkilerinin yaşandığı komşuluklar ne yazık ki, hızlı kentleşmeye yenik düşmüş durumda. Eskiden mahallelerde birlik ve beraberlik içinde yaşanırdı. Mahallede herkes birbirini tanır kimin derdi sıkıntısı var bilinirdi. Evler yan yana ve can canaydı. Eskiden bir evde yaşayan nüfus ne kadar olursa olsun yalnız evin reisi çalışır herkes onun getirdiği kazançla geçinirdi. Evler mütevazi evlerdi. O dönemlerde televizyonlar, bilgisayarlar yoktu. Saatlerce uzaktan uzağa laflayacak telefonlar da…

Yiyecek, giyecek ve eşya azdı. Ama olmasın varsın. Misafire çok önem verilirdi. “Misafir on rızıkla gelir birini yer dokuzunu bırakır” denirdi. “Misafirin geldiği eve bereket gelir” kavramı vardı insanlarda.

Komşular birbirlerine evini, malını, canını emanet edebilirlerdi. Komşular arasında mahremiyet ve saygı vardı. Birbirlerinin yanlışlık ve hatalarını ayıplamaz ve hor görmezlerdi. Ortada bir yanlışlık varsa mahallenin büyükleri hata sahibini uyarır ve ona öğüt verirdi.

Çünkü aynı mahallede yaşayan insanlar asırlarca iç içe yaşamış; ecdattan gelen komşuluk bağlarının perçinlenmesiyle akrabadan yakın olmuş herkes birbirini ağabeyi, ablası gibi sayardı.

O dönemlerde komşunun komşuyu gözetmesi en büyük hak sayılırdı.

Eskiden başımızın tacı olan misafirlerimiz, günümüzde ev sahibine büyük bir külfet olarak görülmekte. Yeni nesil komşuluk nedir sorusuna cevap veremeyecek hale geldi. Her gün aynı kapıdan geçtiği belki de karşı dairesinde oturan insanları tanımadan yaşamakta…