Karamollaoğlu’ndan ittifak açıklaması: “Ben deli miyim?” « Kululuyuz Biz
SON DAKİKA

HAYAT SENİ

KÖŞE YAZISI, KULU, SAĞLIK, YAŞAM

Karamollaoğlu’ndan ittifak açıklaması: “Ben deli miyim?”

Şimdiden gelin Cumhur İttifakı’na katılın diyorlar. Ya ben deli miyim ki böyle bir mesuliyetin altına gireyim…….

Bu haber 11 Mart 2018 - 14:39 'de eklendi

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Konya ve Karaman’da çeşitli temaslarda bulundu ve gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Genel Başkan Karamollaoğlu önce Karaman teşkilatının kongresine katıldıktan sonra Konya’da şehit evini ziyaret etti. Karamollaoğlu, daha sonra akşam saatlerinde Konya il teşkilat binasında partililer ile buluştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin Karaman İl Kongresinde ve Konya İl teşkilatında yaptığı konuşmalarda ülkemizin 4 bir yandan ateş çemberi içinde olduğunu ifade ederek, “Her ülkenin sınırını tehdit eden bir hadise varsa müdahale etme hakkı vardır fakat bu bir iç politika, siyaset meselesi hale getirilmemelidir. Bu müdahaleyi siyasetçiler yönetmiyor. Siyasiler karar alır, ordu yönetir. Sınırlarımızda bu hadiselerin meydana gelmesinin sebebi dış politikada uygulanan yanlış politikalardır. Biz niye Irak’a müdahale eden ABD kuvvetlerine destek verdik? 1 Mart teskeresinin nasıl çıkarıldığını biliyoruz. Suriye’yi kim başımıza musallat etti? Bugünkü hükümetin kendisi. Şimdi ise biz sadece Afrin bölgesi ile ilgileniyoruz. Bunların tamamı ülkenin sınır güvenliğini sağlamak için atılan adımlar. Bu gibi durumlarda kimsenin birbirini bir şeyler ile itham etmesi doğru değil. Herkes birlik olmalı. Hükümet de bu birliği coşkuyu sağlayacak adımları atmalı” ifadelerine yer verdi.

YÜZDE 85 ADALETE GÜVENMİYOR.

“Ülkemizde bir korku imparatorluğu var” diyen Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Herkesin üzerinde bir endişe var. Niye? Acaba benim yakınlarıma bir zarar gelir mi, diye. Adalet mekanizması var. Birileri sahip çıkar size. Yo kimse sahip çıkamıyor. Hükümetin aleyhinde konuşanlar, yarın hapse atılıyor, işinden oluyor. Böyle bir ülke olmaz. Şimdiden gelin ‘Cumhur İttifakı’na katılın diyorlar. Ya ben deli miyim ki, böyle bir mesuliyetin altına gireyim. Bizim hangi beklentilerimiz varmış da kaç bakanlık, kaç milletvekili? Bu millet, 20 tane değil, 120 tane değil, 250 tane milletvekilliğine bile satılamaz. Bunu herkes bilsin. Biz ilkelerden bahsediyoruz. İlke de neymiş diyor bazı cahiller. Biz bu memlekette her şeyden önce huzur istiyoruz. Huzur önce adalet ile sağlanır. Bir defa ezilen hak mefumu yerli yerine oturtulmalı. Hiç kimse mahkemeye gidersem hakkımı alamam diye endişe etmemeli. İnsanımızın yüzde 85’i adalete güvenmiyor. İnsanımız barış, huzur istiyorsa önce bu adalet nasıl sağlanır diye düşünmeli.”

SEÇİMLERDE PATLAYACAKLAR

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl oldu da bu ülke 15 senede bu hale geldi? FETÖ’cüleri bahane buluyorlar. 15 senedir ülkeyi onlara emanet eden, emniyeti, hukuku bunlara teslim edenler kimdi? Ergenekon’un savcısıyım diyenler bugün tam tersini söylüyor. Bir kişi hatasını görmeden hatasını düzeltemez. Hatalarını görüyorlar ama ders almıyorlar. Hata söylenir ama o hakkı herkese o hakkı vermesi lazım. Sen ben hata yaptım diye affedileceksin, başka bir vatandaş söylese suçu affolmayacak. Böyle olmaz. OHAL hukukun rafa kaldırıldığı dönem demektir. Olağanüstü durum var, hukukla çözemeyiz, suçluları cezalandıralım, sonra normale döneriz deniliyor. 1,5 sene oldu hala düzeltemediler. Bu sürede düzeltemediysen 5,5 senede de düzeltemezsin. İşe yanlış yerden başlıyorsun. Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Biz bu inanca sahibiz. Hapishanelerde 100 binlerce işinden atılmış insanlar var. Yüzlercesi derdimi anlatamıyorum diyerek intihar ediyor. Samimi olarak söylüyorum ki önümüzdeki seçimlerde öyle bir patlama yaşayacaklar ki esameleri bile okunmayacak. Siz insanları baskı altına alırsanız, dertlerini açıklayamazlarsa sizin anketlerinizden doğru bir şey çıkmaz. Yüzünüze iyi konuşurlar ama sandığa gittiğiniz zaman dersinizi verirler.”

KUTUPLAŞMA BİTSİN İSTİYORUZ

“Her şeyden önce ülkemizde kutuplaşmanın bitmesini istiyoruz” diyen Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Ailenin içindeki fertler bile kutuplaşıyor. Her zaman kutuplaşmanın karşısındayız. Ülkenin içindeki problemlerin çözülebilmesi, farklı fikirlerin rahatlıkla dile getirilebilmesi ile mümkündür. Bu farklı fikirler içinde en iyisini bulup ülkeyi huzura kavuşturacağız. Adalet mekanizmasını rayına oturtacağız. Biz insanız, karnımızın doyması, temel ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi lazım. Öyle hale geldik ki, koca ülkede sadece 100’lerce insan mutlu. Hükümet borç bulmak için milletin tüm imkanlarını ipoteğe vermeye razı. 3 milyon 250 bin işsiz insanımız var. 400-500 lira ile günümü gün ederim diyen en az 600 bin 1 milyon daha işsiz var. Bu işsizler de çalışıp hayatlarını ikame etmek isterler ama iş yok. Nasıl çözülecek? Ziraat ayakta zannediliyor ama Doğu’muz perişan. Bütün çiftçiler hacizli. Anadolu’da birçok yerde artık toprak ekilmiyor. Çünkü devlet dönüm başına destek veriyor, ektin mi ekmedin mi ilgilenmiyor. Bu şartlarda ülkede ziraat yapılabilir mi? Tarım en stratejik sektördür. Bizim en çok destek vereceğimiz kesim tarım ve hayvancılıktır. Devlet yetkilileri de aynı şeyleri söylemeye başladı ama iş yapmıyorlar sadece konuşuyorlar. Lafla peynir gemisi yürümez. Mazotu, elektriği kaça veriyorsun, buna bak. Ürün çıktıktan sonra çiftçi ürününü nasıl satacak, bunu anlamıyorsan olmaz. Patates 35 kuruşa düşmüş. Patates üreticisi nasıl ayakta kalacak? Devlet çiftçisinin her an yanında olmak mecburiyetindedir. Tohumunu, gübresini, ilacını temin etmek durumundadır. Faizsiz bir kredi imkanı sunmalıdır. Ürün elde edildi, piyasaya sunulacak, devlet yine yanında olmalı. Devlet yönetmek zor iş bunları yapamayacaksan bu işi bırak. Avrupa’da hükümetler çiftçinin yanındadır. Bizde öyle bir adet yok. Onun için 5 milyon ton buğday ithal ediyoruz, 100 binlerce büyükbaş hayvan ithal ediyoruz.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.