SON DAKİKA

‘İnsanlık onurunu kurtaracağız’

İİT Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla Müslüman liderleri ağırlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in yaptığı haydutluktur, devlet terörüdür. Nasıl 14 Mayıs Pazartesi insanlık tarihine kara bir gün olarak kazınmışsa, 18 Mayıs Cuma da müşterek çabalarımızla insanlık onurunun kurtarıldığı bir gün olarak yazılacaktır” dedi.

Filistin’de yaşanan katliama tepki gösteren İslam ülkelerinin liderleri, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirve Dönem Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla dün İstanbul’da bir araya geldi. Lütfi Kırdar Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İİT Zirvesi Olağanüstü Toplantısı’na 40’dan fazla İslam ülkesinden katılım gerçekleşti. İİT Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla açılış konuşmasını yapan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İlk kıblemiz, göz bebeğimiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne bir kez daha yapılan hoyratça saldırı nedeniyle bir araya geldik. Bugün İsrailli haydutlarca katledilen Kudüs’e sahip çıkmak, barışa, insanlığa sahip çıkmaktır. Kudüs davası tüm Müslümanların davasıdır. Müslümanlar, Doğu Kudüs üzerindeki haklarından tek bir adım dahi geri adım atmayacaklardır. Nasıl 14 Mayıs Pazartesi insanlık tarihine kara bir gün olarak kazınmışsa, 18 Mayıs Cuma da inşallah müşterek çabalarımızla insanlık onurunun  kurtarıldığı bir gün olarak yazılacaktır.”

‘Akıl tutulması’

Erdoğan, şunları kaydetti: “Maalesef iyi niyetli ikazlarımız adeta büyük bir akıl tutulması yaşayan muhataplarımızda karşılık bulmadı. ABD gerilim ve çatışmadan beslenen çevrelerin esiri oldu. İİT ile BM Genel Kurulu’nun iradelerini dikkate almayan Amerikan yönetimi İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ve bazı radikal evangelistlerin kuyruğuna takılmayı tercih etti. 14 Mayıs Pazartesi günü Amerika, İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Filistin’in de başkenti olan Kudüs’e taşıdı. Aynı gün kararı protesto eden Filistinli kardeşlerimize yönelik bir katliam gerçekleştirildi. İsrail, 62 Filistinli kardeşimizi vahşice şehit etti, 2 bin 700 Filistinli yaralandı. Açık ve net söylüyorum İsrail’in yaptığı haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür.”

‘Nazilere taş çıkarır’

Erdoğan, şöyle devam etti:

“2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında her türlü işkenceye uğrayan insanların çocukları maalesef bugün adeta Nazilere taş çıkartan yöntemlerle masum Filistinlilere saldırıyor. Tekerlekli sandalyedeki insanları katletmenin, anasının kucağındaki 8 aylık bebeğe kurşun sıkmanın başka tarifi olamaz. Kınamak, kızmak, bağırmak bugüne kadar işgal ve zulmü durdurmadığı gibi bundan sonra da durdurmayacaktır. Müslümanlar kendi haklarını alana kadar hiç kimse bize hakkımızı altın tepside ikram etmeyecektir. Bosna’da, Suriye’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde Müslümanlar haklı olmasına rağmen kazananlar hep gücü elinde bulunduran zorbalar olmuştur. Artık bu bozuk ve adaletsiz düzeni değiştirmenin zamanı gelmiştir. Amerika’nın Kudüs kararı, İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların  habercisidir. Bu meselede elde edeceğimiz başarı ise Müslümanlar için bir dönüm noktası olacaktır. Bunun için önce kendimizi toplayacağız sonra toplanacağız. Birbirimizle kenetleneceğiz ve Rabbimin emri ortada; ‘Hepiniz toptan sımsıkı Allah’ın ipine yapışınız, tefrikaya düşmeyiniz, bölünüp parçalanmayınız’. Bu ilahi emre uyacağız.”

‘Tek ses olmazsak zulüm devam eder’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının kapanış konuşmasında “İsrail’in uyguladığı devlet terörünü, mezalimini ve katliamı bir kez daha telin ettik” dedi. Erdoğan, Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda kabul edilen olağanüstü zirve nihai bildirisi taslağının katılımcılara dağıtıldığını hatırlattı. Bakanlar toplantısında görüşülerek kabul edilen zirve nihai bildirisinin kabulünü katılımcıların oylarına sundu. Nihai bildirinin oy birliğiyle kabul edildiğini duyuran Erdoğan, İslam alemine hayırlı olmasını diledi. Erdoğan, “Zirve dönem başkanı olarak yaptığımız çağrıdan 72 saat sonra dünyanın farklı köşelerinden İstanbul’a  gelerek Kudüs davasına bağlılığını sizler çok açık net gösterdiniz. Bu haklı davaya bir kez daha omuz verdiniz. Bu hassasiyetiniz için hepinize şahsım ve milletim adına, en içten şükranlarımı sunuyorum. Acıda, kederde, iyi ve kötü günlerde Filistin halkının hep yanında olacağımızın bir kez daha altını çiziyorum” dedi. Son derece önemli bir zirve toplantısını gerçekleştirdiklerini ifade eden

Erdoğan, şunları kaydetti: “Zirvede ABD’nin hukuk dışı adımını ele aldık. Kabul ettiğimiz ortak bildiri ile ABD’nin bu gayrimeşru adımına karşı ümmet olarak atacağımız adımları değerlendirdik. İsrail’in uyguladığı devlet terörünü, mezalimini ve katliamı bir kez daha telin ettik, lanetledik. İslam ümmeti birlik olmadığı sürece, bizler tek ses, tek yürek olmadığımız sürece dünyanın her köşesinde Müslümanlara zulmedilmeye devam edilecektir. El birliği ve dayanışma içinde olduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur. Bunun için her şeyden önce Filistin davasına sahip çıkmalı, burada aldığımız kararları hayata geçirmeliyiz. Filistin sahipsiz değildir, Kudüs sahipsiz değildir, Gazze sahipsiz değildir. Zirvemizin ve bu çerçevede önümüzdeki günlerde yürüteceğimiz çalışmaların Kudüs davamız ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

‘14 Mayıs yeni bir Nakba günü’

Erdoğan, “14 Mayıs yeni bir Nakba günüdür. Kudüs kararıyla, İsrail’in katliamlarına zemin hazırlayan ABD’nin eline masum Filistinliler’in kanı bulaşmıştır. ABD, artık Ortadoğu’da çözümün değil, sorunun parçası haline gelmiştir. Yeni aktörlerin sürece dahil olması, barış sürecinin yeniden sağlam bir zeminde işlerlik kazanması şart. İsrail’in zulüm ve katliamlarının cezasız kalmaması için yine Filistinli kardeşlerimizle birlikte çalışmalıyız. İsrail, katlettiği masumların hesabını uluslararası yargı önünde mutlaka vermelidir. Bu konunun BM Genel Kurulu nezdinde de takipçisi olacağız. Meseleyi yine BM Genel Kurulu’na götürecek, inşallah burada tüm İslam ülkelerini ve vicdan sahiplerinin desteğini alacağız. Ramazan ayı boyunca tüm İslam ülkelerinde Filistinli kardeşlerimiz için yardım kampanyaları düzenleyeceğiz. Ayrıca diplomatik kanalları kullanarak tüm tepkimizi ortaya koyacağız” dedi.

‘Kudüs filistin’in daimi başkentidir’

Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Kudüs Zirvesi, ‘Dışişleri Bakanları Konseyi Hazırlık Toplantısı’yla başladı. Oturum başkanlığını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,  Kudüs’ün Filistin Devleti’nin daimi başkenti olduğunu tek bir ağızdan ilan ettiklerinin altını çizdi. “İsrail  makamlarının ve savunmasız insanlara silah doğrultan İsrail askerlerinin hesap vermelerini sağlamalıyız” diyen Çavuşoğlu, Trump yönetimini de eleştirerek; “ABD’nin kararının yok hükmünde olduğunu kayda geçirmiştik. Ne var ki Trump yönetimi Kudüs konusunda umarsız, öngörüsüz, hak ve hukuk tanımaz tutumunu ısrarlı bir şekilde sürdürdü. Gazze’de yaşananlar herkesi yasa boğdu. Vicdan sahibi hiç kimse bu utanç tablosuna sessiz kalamaz” mesajını verdi. 

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki ise, “ABD’nin İsrail büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı uluslararası hukukun ihlalidir. Filistin’in haklarına ve geleceğine saldırıdır. Buna sessiz kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ve Guterres Filistin’i konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’le telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Erdoğan, ABD’nin BM kararlarına aykırı davranarak uluslararası barışı tehlikeye attığına işaret etti ve İsrail’in Gazze’deki vahşetine uluslararası camianın daha sert tepki göstermesi gerektiğini vurguladı. Erdoğan ve Guterres, BM İnsan Hakları Konseyi’nin İsrail’i kınayarak Gazze’deki olayları araştırmak için bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını kabul etmesini de olumlu bir gelişme olarak niteledi.

‘Ulaşamıyorum’ demişti

Erdoğan, iki gün önce yaptığı konuşmada “BM, tükenmiştir, çökmüştür. Zira BM, adalet tesisi için vardır. Ama ben BM Genel Sekreterine hukukumuz ileri derecede olmasına rağmen ulaşamıyorum” demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İsrail’in uyguladığı devlet terörünü, mezalimini ve katliamı bir kez daha telin ettik” dedi. Erdoğan, toplantıda alınan kararların tüm İslam alemine hayırlı olmasını diledi.

BM’de soruşturma tasarısı kabul edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin, işgal altındaki Filistin topraklarında  kötüleşen insan hakları durumuna ilişkin özel oturumu, BM Cenevre Ofisi’nde başladı. İsrail’in Filistinli sivillere “orantısız” ve “gelişigüzel” güç kullanmasını kınayan ve Gazze sınırındaki olayların araştırılması için Konsey tarafından bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını öngören tasarı kabul edildi. Türkiye’nin de gözlemci sıfatıyla desteklediği tasarı, ABD ve İsrail’in yoğun itirazlarına rağmen 29 lehte, 2 aleyhte ve 14 çekimser oyla kabul edildi. Tasarıya sadece ABD ve Avustralya ret oyu kullandı. Kabul edilen tasarıyla ayrıca, Doğu Kudüs ve işgal altındaki Filistin topraklarında sivillere yönelik tüm saldırıların, tahrik ve şiddetin derhal durdurulması çağrısında bulunuldu. Oturumda, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad El Hüseyin, İsrail’in Gazze sınırında Filistinlilere yaptığı katliama yönelik uluslararası bağımsız ve tarafsız soruşturma çağrısında bulunarak, katliamın sorumlularının hesap vermek zorunda olduğunu vurguladı. Özel oturumda konuşan Hüseyin, “Gazze’de yaşayan 1,9 milyon insanın tamamı çitlerin arkasında hapsedilmiş ve giderek daha fazla kısıtlama ve yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm edilmiştir” dedi.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki İnsan Hakları Özel Raportörü Michael Lynk ise, İsrail’in Filistinli göstericileri kasten öldürmesi ve yaralamasının Cenevre Sözleşmesi’nin ağır bir ihlali olduğunu ve Roma Statüsü’ne göre savaş suçu teşkil ettiğini vurguladı.

30 maddede dünyaya mesaj

İİT Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı’nın ardından yayımlanan 30 maddelik sonuç bildirgesinde özetle şu ifadelere yer verildi:

– Filistin topraklarında, vahşet olaylarından işgalci güç olarak İsrail’i tamamen sorumlu tutar;

– İsrail işgal güçleri tarafından işlenen ve vahşi suç teşkil eden bu eylemlerin, BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail işgalini hesap vermekten korumak suretiyle, ABD Yönetimi’nin desteğiyle işlendiğini teyit eder;

– BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası topluma Filistin’le ilgili uluslararası hukuk ve düzeni korumaya yönelik yasal yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunur;

– Uluslararası barış gücü gönderme yolu da dahil olmak üzere, Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması çağrısında bulunur;

– İİT Genel Sekreteri’nden, Gazze Şeridi’ndeki barışçı ve silahsız göstericilere  karşı İsrail güçleri tarafından işlenen suç ve katliamların soruşturulması talebinde bulunur;

– BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu, BM Genel Sekreteri, BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörler ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’ne Gazze Şeridi’ndeki zulümlere ilişkin uluslararası bir soruşturma komitesi kurulması için gerekli adımları atmaları çağrısında bulunur;

– BM Güvenlik Konseyi’ni, Genel Kurulu’nu ve İnsan Hakları Konseyi’ni bu konulu acil olarak gündeme getirmeye davet eder;

n BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olarak Kuveyt’in rolünü ve 15 Mayıs 2018 tarihinde Güvenlik Konseyi’nden acil toplantı talebinde bulunmasını takdir eder;

–  Bu konuda Arap Ligi, Avrupa Birliği ve Afrika Birliği dahil uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla birlikte çalışma ihtiyacını teyit eder;

– Filistin davasının ve Kudüs-ü Şerif’in İslam Ümmeti bakımından merkeziliğini teyit eder; kendi kaderini tayin etme ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Kudüs-ü Şerif olan kendi bağımsız ve egemen Filistin Devleti’ni kurma hakları dâhil olmak üzere, vazgeçilemez milli haklarını elde edebilme çabalarında Filistin halkına yönelik ilkeli desteğimizi yineler ve tüm ülkeleri Filistin Devleti’ni resmen tanımaya davet eder;

– ABD Başkanı’nın Kudüs’ü işgalci güç İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan yasadışı kararını reddettiğini yineler;

– Kudüs-ü Şerif’in Filistin’in ebedi başkenti olarak kalacağı şeklindeki tutumunu, ABD’nin Kudüs’te Büyükelçilik açmasının işgal altındaki şehrin yasal statüsünü değiştirmediği gibi işgalci güç İsrail’in yasadışı ilhakını meşrulaştırmadığı hususundaki tutumumuzu yineler;

– Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul eden veya Büyükelçiliklerini oraya taşıyan ülkelere karşı uygun siyasi, ekonomik ve diğer tedbirleri alma konusundaki kararlılığımızı beyan eder; bu çerçevede alınabilecek uygun tedbirler konusunda tavsiyeler hazırlama konusunda Genel Sekreterliği görevlendirir;

– Tüm Üye Devletlere, bu eylemi açıkça kınamaları ve Filistin’in ulusal haklarını, ABD veya başka bir taraftan gelen tüm düşmanca ve yasadışı eylemlerden korumak için mevcut tüm yasal ve diplomatik yolları izlemeleri ve son zamanlarda Filistinlilerin haklarının geliştirilmesi için Filistin liderliği tarafından kabul edilen kararları desteklemeleri çağrısında bulunur;

– Uluslararası görevlere adaylığını koyan ve adaylığına İİT’nin desteğini isteyen ülkelerin Filistin ve özellikle Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendirileceğini teyit eder;

– İİT üyesi devletlerin Filistin davasına ilişkin kararlara karşı duyarlı olmaları, müşterek davamız lehine oy kullanmaları ve bu adil davayı savunmaya katkı sağlayacak şekilde harekete geçme taahhüdünde bulunmaları gerektiğini vurgular ve Filistin davasına bağlı olmayanlara karşı gerekli tedbirlerin alınması çağrısı yapar;

– Üye Devletlerden, Genel Sekreterlikten, İİT alt organlarından, ihtisas ve bağlı kuruluşlarından Kudüs-ü Şerif’in işgalci güç İsrail tarafından ilhakını tanıyan, ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs-ü Şerif’e taşıma kararını izleyen ülke, makam, parlamento, şirket ve bireylere ekonomik kısıtlamalar uygulanması amacıyla gerekli önlemleri almalarını ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail sömürgeciliğini kutsayan her türlü önlemle mücadele etmelerini talep eder;

– Üye Devletlere ve uluslararası topluma yasadışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin piyasaya girmesini engellemeleri, işgalin ve yerleşim rejiminin daimi kılınmasında dahli bulunan veya bundan yarar sağlayan birey ve oluşumlara karşı önlem almaları çağrısında bulunur;

– Filistin halkının meşru hak ve isteklerini İsrail’in ısrarcı sömürgeci ve saldırgan rejiminden,  aynı zamanda bu baskı rejimini savunan ve destekleyen devletlerden savunmak amacıyla, mümkün olan tüm kullanılabilir tedbirleri almayı, tüm siyasi, hukuki ve diplomatik yolları takip etmeyi kararlaştırır;

– 1967’de işgal edilen Filistin Topraklarının ayrılmaz bir parçası olan Kudüs şehrine ilişkin uluslararası meşruiyet kararlarına bağlı kalması için Amerika Birleşik Devletleri’nden talepte bulunur ve ABD’yi İsrail’in gerek bölgenin gerek tüm dünyanın barış ve güvenliğine tehdit teşkil eden sömürgeci planlarına ve ciddi ihlallerine son vermesi için çağrıda bulunmaya davet eder;

– ABD’ye İsrail’in sömürgeci işgaline karşı durması ve her daim müşterek uluslararası çabaların parçası olarak, ilgili BM kararları, uluslararası hukuk, barış süreci ilkeleri, Arap Barış Girişimi ve iki devletli çözüm ilkesine dayanan kapsamlı barışın tesisi konusunda tarafsız olması çağrısında bulunur;

– BM Genel Kurulu’nun 194 sayılı kararı doğrultusunda, Filistinli mültecilerin inkar edilemez nitelikteki evlerine geri dönme haklarına yönelik desteğini yineler; ayrıca, adalet ve barışı sağlamak için gerekli ilk adım olarak, bundan yetmiş yıl önce gerçekleşen Nakba  sırasında Filistin halkına karşı işlenen etnik temizlik ve cinayet suçlarının tanınmasının gerekliliğini yineleriz.