BİR SEVDADIR KULU « Kululuyuz Biz
SON DAKİKA

HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER

KÖŞE YAZISI, KULU, SİYASET

BİR SEVDADIR KULU

Bu haber 14 Ocak 2018 - 14:41 'de eklendi

Şimdi ben bu söze kendimden başlamak üzere inanayım mı? İnanın valla. Sözlerimde yalan da yok, hilaf da yok. Kendimce dobra dobra söylüyorum. Ki; gerçekten işin rengi boyutu doğrusu da bu zaten.   Evet, bende uzakta da yaşasam şu an Kulu’da olmasam da çeşitli nedenlerden dolayı ayrıda düşsem ben doğma büyüme Kulu’luyum. Ekmeğini yediğim suyunu içtiğim Cumhuriyet Mahallesindeki  kavga ettiğimiz okula birlikte gittiğimiz, içinden geçen fakat temiz olamayan deresinde yıkandığımız ve hemen harman yerinin bulunduğu yerde top oynadığımız arkadaşlarımla beraber bende bu şehrin     kendi halinde memleketine  özlem duyan bir Kulu’luyum.Ve bu satırları yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde bizim evde mercimekli bulgur pilavı pişiyordu.Yanında ne olduğunu sizler daha iyi bilirsiniz.Mutfakların baş köşesinde bizim için ana yemek statüsündeki bulgur pilavını midede en iyi karşılayan adeta Hilmi Demirel’in fidayda oyun havasıyla kendinden geçiren turşuyu söylemeden geçmek olur mu? Olmaz tabi’i ki.

Liseyi bitirene kadar Cumhuriyet mahallesinin ancak seçimden seçime akıllara gelen tozlu yollarından ilk önce iki mezar arasındaki Atatürk İlkokuluna giderken mahallemizin çocuklarıyla beraber sınıfta kalmadığım için beş yıl boyunca gittik geldik.285 okul numarasını unutmadığım Nebi Amcamın ders konusundaki sıkıntılarından dolayı yediği dayakları ve her eline sopa indiğinde bir ayağını yerden kaldırarak “vay anam”demesini unutmak ne mümkün! 169 Gazi Şener ve 304 okul Numaralı Cevdet Karan kardeşlerin sınıfın en iyileri arasında olduğunu söyleyim de içleri rahatlasın ama 4.sınıfta okuma yarışmasında Ertan Keyf öğretmenimin hızlı okuma yarışmasında birinciliği kimseye kaptırmadığımı söyleyebilirim. Bu arada nedense sanırım 2.sınıftayken okuma yazmayı bilmiyordum ve o günün şartlarında ağır dayak fasıllarından sonra geçte olsa öğrendiğimiz okuma yazma aşkı bizde yolumuzun öğretmenliğe kadar uzanmasını sağlayıp bu şekilde taşlar döşedi.

En sevdiğimiz öğretmenimizin Ertan Keyf’in ayrılması bizim için bir gönül yıkımı olsa da Ortaokul ve Lisedeki arkadaşlarımızla ve birazda yılların verdiği yaş ve gençlik döneminin mecrasıyla hayatınızın akışkanlığı değişmeye ve kendinin rengini belli etmeye başlayınca bizde kendi çapımızda bir kimlik oluşumu içerisindeydik. Kitap okuma alışkanlığı edinme konusunda çektiğimiz para sıkıntısı yani fakirlik kanımıza dokunsa da mahallemizden Çetin Erdoğan sayesinde (Allah razı olsun) birçok kitapla tanıştım ve bunlar benim için unutulmaz hatıralardı. Şimdi çok daha iyi anlıyorum ki bizim hayatımızın en güzel ve en bina ediliş hali bu yıllarmış. Keşke diyorum keşke kitapların, okumanın, okula gitmenin değerini kıymetini daha iyi anlayabilseydik.

Lise yılları her genç gibi hayatımızın önemli bir safhası. Birçok branştan öğretmenlerin dersimize girmesi ve bizim için bilhassa dışarıdan gelenlere karşı gösterilen aşırı ihtimam sanki bizim açımızdan anlamsız bir dışlanma içgüdüsü olarak görülüyordu. Kulu halkı dışarıdan her kim memur olarak gelmişse el üstünde tutmuş ama kendi içinde yetişenlere karşı benim anladığım ölçütle biraz mesafeli durmuştur. Bu kendinden tanıdık birinin olmasından mı yoksa Kulu’nun en başta gelen özenli uygulamalarından olan çekememezlik faktöründen midir nedir? Hep böyle kıskanç kimlikli ve gözünün altından eğerek bakışlı belki de içinden değişik şekillerde kalaylı tanımlamalarla tutumunu bir şekilde belli etmiştir.

Ama ben yinede bir Kulu’lu olarak 84 yılından beri ayrı kaldığım memleketimden hala özlemle bahsetmeden geçemiyorum. Hani bülbülü altın kafese koymuşlar hikâyesi var ya öyle bir şey işte.    Kendi geleneksel yapısı içerisinde Anadolu’nun tam orta yerindeki  bozkır’da yerleşimi gerçekleşen ve   bu güzel şehrimizin bilhassa İsveç kaynaklı dış para transferi ile kimliğinden uzaklaşmaya ve bam  başka bir kültürel mozaikle karşı karşıya kalmıştır.Okula giderken hemen dedemlerin evinin sol tarafındaki Karanlardan Nuri ağa’nın odası, misafiri ağırlama ve düğün derneklerin misafirlerinin ağırlandığı yerlerden iken artık şekil değiştiren anlayışla Kulu eski dostlukların giderek kaybolduğu kendi içinde yırtılan kabuğuyla İsveç ve diğer yurt dışı ülkelere rağbet duyulan bir ilçeye mecburen ve ekonomik geçim ihtiyaçlarından dolayı yaslanıyor ama kendini yurt dışında harmanlayarak geliştirirken de kendinden bir çok değerleri sadece Kulu’da anılarda bırakıyordu.Yeni bir kültürel harmanlamanın içerisinde kendine yer edinmek için uğraş veren kardeşlerin işleri de kolay değildi.Yeni bir yüz ve yeni bir doku vardı karşılarında .Ya onlarla bir kültürel iklimde kaynaşacak ya da kaybolup gidecek ve bir daha anılmayacaktı hiçbir şekilde.Hamdolsun dışarıda da olsak aldığımız haberler ve gelinen nokta da cepleri alın teri karşılığı olarak para görev vatandaşlarımız teşkilatlanma bilinçliği ile başarılarını ve emeklerini oralarda da fark ettirmişler ve hiç umulmadık şekilde iş yerleri siyasi arenalarda boy göstermeler yöneticilik gibi hizmet alanlarında en iyileri olmuşlardır.Ben evinin ekmeğini yurtdışında kendi alın teri ve kazancı ile süsleyen herkesi canı gönülden selamlıyor ve onlara Kulu’yu ve Türkiye’mizi en iyi temsil kabiliyetleri ile temsil etmelerinden dolayı kutluyorum.Demek ki;   insanlara fırsat sağlanırsa başarma konusunda sıkıntı yaşanmayacaktır.Yapılması gereken sabır ve azıcık dişini sıkma ve kanaat ile başaracağım diye kendine güzel bir yol haritası oluşturup güvenerek işe koyulma olacaktır.

Bana bazen soruyorlar nerelisin diye? Bende Kulu’luyum diyorum. Ama ekliyorum da az sonra şöyle bir cümle kuruyorum.”Ben Konya’nın Kul’u değil, Allah’ın Kuluyum.” Tabi şaşıranlara tebessüm edenlere çok rastladım. Tabi bu sadece bir espri anlayışı ile söylenmiş bir sözdür. Hepimizin kendi kişiliği ve kimliğinden sadır olan varyasyonlardır.

Şimdi gelelim sitemizle ilgili düşünceme. Galiba üç yılı aşkın bir süredir ara verildi. O zaman da sitemizde paylaşım yapıyordum. Böyle şeyleri seviyorum. İçimden geliyor. Yazı ile şiir çalışmaları ile uğraşmayı seviyorum. Anadolu’nun bağrı yanık hisli evlatlarından biri olma yolunda kendime güven duyuyorum. Bunu da inkâr etmiyor övünç meselesi olarak ta görmüyor ve sadece ruhen yaşıyorum bunları. Lisede iken edebiyat öğretmenimiz Osman Kemal Kayra bizim için en ideal öğretmendi. Hem dersini hem de kendisini şahıs olarak severdik. İnanır mısınız halen facebook üzerinden yapılan paylaşımlarla o lise hayatımızdaki sevgi satırlarla cümlelerle devam ediyor. Kendisi şahsen bu sevgiyi hak eden bir kişiliktir, Rabbim hayırlı ömürler versin inşallah.

Bu arada facebook dedim de nice yurt içi ya da yurt dışı Kulu’lu hemşerim büyüğüm öğretmenim vs benimle önce facebook arkadaşlığı kurdu. Sonra mı? sonrası malum bildiğiniz siyasi fikri sebeplerle bu ayrışmaların ya da ayrılmaların baş faktörü olarak kendini gösterdi.En iyi bildiğim sevdiğim saydığım değer verdiğim Kulu’dan Lise öğretmenim bile sırf siyasi fikir farklılığı ve bir konuya getirilen farklı yorum yüzünden beni sildiğini söyledi.Eğer bizler sırf böyle eften püften sebepler yüzünden ayrı gayrı olacaksak okula gitmenin insanlara akıl vermenin(ne haddimize sözün gelişi işte) yahut yol gösterici olmanın tebliği etmenin ne manası kalır ki?.Her siyasi kendi penceresinden baksın olaylara yorumlasın kendi hali ve bakış açısıyla ama insanlık değerleri hukuki farkındalık ayaklar altına alınmasın lütfen.Yüz yüze bakılacak durum varken nefsi bir atakla insanları pataklamak yahut silip atmak ne derece doğru? Yarın sormayacaklar mı musalla taşında “nasıl bilirdiniz? “ insanın insana ettiği yanına kalır mı? Benim en bildiğim abi dediğim değer verdiğim sevip saydığım mahallemizden bir tanıdığım maalesef daha önceki site yazılarımdan dolayı halen küs modundalar. Peki, neyi halledeceğiz bununla? Hangi olumlu bir işin peşinden gideceğiz? Kulu’nun çehresini eğitim kültür ve siyasi ve ekonomik anlamda değiştirmeye amade insanların birbirleriyle anlamsızca küs gezmeleri doğru mu sizce? Neden hala küslük çekememezlik buğz etme hırs sert ve sinirli bakış pozisyonları istenmeyen davranışlar olarak aramızda barındırılır anlamadım ki? İnşallah bu tür sıkıntılar aşılır ve önce kendimize sonra bildiklerimize faydamız olur diye düşünüyorum.

Bu vesileyle 38 yıllık öğretmeni tekrar yazı ve şiir dünyasıyla sitemize taşıyan ve gönüllü olduğunun her vesileyle deklare eden ben,uzakta da olsam ki ;Şu an Konya’ya yerleştik çoluk çocuk  burada yaşıyoruz, sitemize Kulu’nun lider sitesi kululuyuz.biz ailesine katkıda bulunmaya devam edeceğim.sadece yazılarım değil övünmek gibi olmasın benim şiirlerimde güzeldir.Kendime güveniyorum.İnanıyorum ki  ruhsal dünyamın  dinmek bilmeyen fırtınalarını ancak böyle duru bir halde ve yalın bir şekilde  sunmaya çalışıyorum.Arzu edenler şiirlerimi www.edebiyat defteri.com sayfasında ismimi yazarak bulabilirler.

Evet, ben, Cumhuriyet Mahallesinden Halil Kuş’un torunu Rahmetli Bekçi ismet’in oğlu olarak devam edeceğim inşallah yazılarıma. Benimde kendime özgü değerlerim ve fikri bir bakış açım var. Beğenen beğenmeyen mutlaka olacaktır. Beni on kişi okusa da bir kişi anlasa da benim için kâfidir. Diyor ki Şemsi Tebrizi Hazretleri;” Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dilerde aradım. Oysa bendeymişsin, bilememişim. Oylanmışım. Kalakalmışım.”

Sevgili Kululuyuz. biz ailesi; artık oyalanmanın kuru kavganın sırası geçmedi mi? Her şey, her güzellik bizim gönül dünyamızın yansımaları olamaz mı? Daha hala tüm kirlenmişliklerimizden kurtularak BİR olana gönül vermenin, gönül almanın kalp kırmamanın sırası gelmedi mi? Biz ancak bir olursak kazanabiliriz ve kendimize geliriz. Ben değil biz demeye varmısınız?

Sevgiyle kalın. Görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Yusuf Erdoğan/Konya.14.01.2018

Yusuf Erdoğan
Yusuf Erdoğanyusuf.erdogan@kululuyuz.biz
Hakkımda söylenmesi ve bilinmesi gerekenleri en kısa zamanda Sitemizde burada okuyabilirsiniz, şimdilik Allaha emanet olun