SON DAKİKA

Bilgen: Kölelik koşullarında çalıştırıp Avrupa kıyaslaması yapamazsınız

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bodrum yakınlarında batan bir tekne ve hayatını kaybeden mülteciler var, rahmet diliyoruz. Bu sorunun bütün insanlığın ortak sorunu, ortak ayıbı olduğunu, sorunların bedelini masum insanların ödüyor olmasını, dünyayı yönetenlerin kendisine dert edinmesi gerekiyor. Kendi yaşadıkları toprakları terk etmek ve umudu başka coğrafyada aramak için yola çıkanların vebali bu coğrafyayı bu hale getirenlerin üzerindedir.

Kaşıkçı olayının geldiği noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bir ülkede elbette ki diplomatik misyonla ilgili, diplomatik sınırlarla ilgili özenli davranmak her ülke açısından hukuk devleti olmanın zorunluluklarındandır. Diplomatik kurallar insanlığın kazanımıdır ama insan yaşamından daha önde değildir. Böyle kural tanımayarak, bu kadar hoyratça bir gazetecinin yaşamına son verilmesi gazetecinin kimliğinden bağımsız olarak bu coğrafyada işlerin nasıl döndüğüne ilişkin kaygı verici bir tablodur.

Kaşıkçı cinayetinin sorumlusu tüm aktörlerdir 

Bugüne kadar etkin, ciddi kararlı bir tepki sergilenmemiş olması Suudi Arabistan’ın müttefiklerince ortaya konan tavır bu ve benzer olayların gerçekleşmesi açısından ciddi bir tehlikedir. Sorumsuz açıklamalarla üzeri örtülmeye çalışılırsa bunun suç ortağı sadece konsolos değil, buna fırsat veren herkestir, Türkiye’deki iktidar da dahil. Biz, kamuoyunun, bu olayın gerçek yüzünü bir gün bile gecikmeden öğrenme hakkı olduğu düşüncesindeyiz. Olayın nasıl gerçekleştiği, kimin ne kadar hangi aşamada bilgisi olduğuna dair somut açıklamalar bekliyoruz. Bugüne kadar olan biten bir yerlerden cesaret alındığını gösteriyor. Neye güvenerek, hangi ilişkilere güvenerek bu kadar fütursuzca davranılmışsa bunun böyle olmadığını ispatlama sorumluluğu da güvendiği aktörlere aittir. Suudi Arabistan’ı para kaynağı olarak gören bütün yönetimlere aittir.

IMF karşıtlığı sadece hamaset

Önümüzdeki hafta komisyona bütçe geliyor ve sonra da Genel Kurul’a gelecek. Elbette bu yeni sistemde de Meclis’in bütçe hazırlama sürecine ne kadar dahil olacağı hem yasama organının saygınlığı açısından belirleyicidir hem de katılımcılık konusunda kritik öneme sahiptir.  Eğer bütçe muhalefetin hiçbir önerisi dikkate alınmadan Genel Kurul’a inerse bir prosedür tamamlanmış olur ama halka, muhalefete kapalı bir bütçe süreci gerçekleşmiş olur.

Bütçeyle ilgili beklentisi olan ciddi kesimler var. Türkiye şu anda IMF ile çalışmıyor ama IMF koşullarından 3 kat daha kötü koşullarda piyasaya para sokmanın derdiyle yanıp tutuşuyor. IMF’ye niye karşıyız? Sembolik mi yoksa esastan mı karşıyız? Eğer başka ülkelerin IMF ile çalıştığı koşullardan daha kötü koşullarda faizle borçlanıyorsak, bu yapılan IMF karşıtlığı sadece hamasettir. Biz elbette sadece faiz ve borçlanma üzerinden bütçe tartışmayacağız. Ama bugüne kadar karşı durulan, iddia edilen yaklaşımın tam tersi sergilenecekse bu, ülke için büyük kaygıları beraberinde getirir.

Önce Türkiye ve Avrupa’daki standartları karşılaştırın 

Emeklilikte yaş kaygısı taşıyanlara karşı sergilenen tavır benzer beklentilerdeki tüm kesimlere de uygulanıyor. SMA hastalarının ilaçlarının karşılanmaması konusunu duymazlıktan gelen yaklaşımın bütçedeki önceliği de farklı olacaktır. Emeklilikte Yaşa Takılanlarla ilgili anlamsız açıklamalarla kamuoyu manipüle ediliyorsa, sağlık harcamaları gibi eğitim harcamaları gibi en hayati konularda da kamuoyu yanlış yönlendirilerek bu bütçe süreci yönetiliyor demektir.

Emeklilikte Yaşa Takılanlara dair tavır koyanlar, Avrupa’daki yaşam süresi ile Türkiye’deki yaşam süresini karşılaştırıyor mı? Ya da Avrupa’daki ücretlerle Türkiye’deki ücretleri karşılaştırıyorlar mı?

Önümüzdeki günlerde asgari ücretle ilgili tartışma yapılacak. Resmi enflasyon rakamlarını sunma konusunda bile pazarlıkçı yaklaşan bir anlayışla karşı karşıyayız. Ne ücretlerde Avrupa ile karşılaştırma yapıyorsunuz, ne yaşam kalitesi konusunda karşılaştırma yapıyorsunuz. Sadece çalışma süresi ile ilgili karşılaştırma yapıp kamuoyunu yanıltıyorsunuz.

Kölelik koşullarında çalıştırıp Avrupa kıyaslaması yapamazsınız 

Türkiye’de asgari ücret 280 dolara indi. 280 dolarlık asgari ücret Avrupa’nın neresinde var? Sadece dünyada insanların köleleştirilerek çalıştırıldığı ülkelerde var. İstanbul 3’üncü Havalimanındaki rögardan çıkan cenaze gösteriyor ki, 18. Yüzyıl Avrupasında sanayinin ağır koşullarında ya da Amerika’da çalıştırılan kölelerle benzer koşullar var. Çalışma koşulları ve ücretler başka bir yüzyıla ait olacak ama çalışma süresiyle ilgili Avrupa kıyaslaması yapacaksınız. Biz tüm partileri bu konuda kararlı olmaya davet ediyoruz.

Önümüzdeki günler sadece rakamları, finans sektörünü değil, toplumsal hayatı da ciddi bir şekilde etkileyecek. Bu kriz böyle yönetilirse, bir toplumsal patlamanın zeminini oluşturacak. Daha fazla vakit kaybetmeden iktidarı sorumlu davranmaya davet ediyoruz. ” dedi.